yoklamak

اسْتَخْدَمَ الطَّبِيبُ أَدَاةً لِفَحْصِ حَلْقِ الْمَرِيضِ.

Doktor, hastanın boğazını yoklamak için bir alet kullandı.

تَفَقَّدَ الْمُدِيرُ أَحْوَالَ الطُّلَّابِ بِجَوْلَةٍ فِي الْفُصُولِ.

Müdür, sınıfları gezerek öğrencilerin durumunu yokladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler