yoksunluk

تَضَرَّرَتِ الزِّرَاعَةُ بِشِدَّةٍ بِسَبَبِ نَقْصِ الْمِيَاهِ فِي الْبِلَادِ.

Ülkede su yoksunluğu nedeniyle tarım büyük ölçüde zarar gördü.

يُمْكِنُ أَنْ تَتْرُكَ حَالَاتُ الْحِرْمَانِ الَّتِي تَحْدُثُ فِي مَرْحَلَةِ الطُّفُولَةِ آثَارًا عَمِيقَةً فِي مَرْحَلَةِ الْبُلُوغِ.

Çocukluk döneminde yaşanan yoksunluklar, yetişkinlikte derin izler bırakabilir.

أَكْبَرُ مُشْكِلَةٍ يُوَاجِهُهَا النَّاسُ فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ هِيَ افْتِقَارُهُمْ إِلَى الِاحْتِيَاجَاتِ الْأَسَاسِيَّةِ.

Bu bölgedeki insanların en büyük sorunu, temel ihtiyaçlara olan yoksunluklarıdır.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler