yolu açmak

اضْطَرَّ السَّائِقُونَ إِلَى إِفْسَاحِ الطَّرِيقِ لِمُرُورِ سَيَّارَةِ الْإِسْعَافِ.

Ambulansın geçmesi için sürücüler yolu açmak zorunda kaldılar.

سَتُسَهِّلُ اللَّوَائِحُ الْجَدِيدَةُ طَرِيقَ الْمُسْتَثْمِرِينَ.

Yeni düzenlemeler, yatırımcıların yolunu açacak.

التَّعْلِيمُ يُمَهِّدُ الطَّرِيقَ لِمُسْتَقْبَلِ الشَّبَابِ.

Eğitim, gençlerin geleceğine giden yolu açar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler