بَدَأَتِ الأُمُورُ تَسِيرُ عَلَى مَا يُرَامُ أَخِيرًا، لِذَلِكَ شَعَرْتُ بِالِارْتِيَاحِ.
İşler sonunda yoluna girmeye başladı, bu yüzden rahatladım.
بَدَأَتِ الأُمُورُ تَسِيرُ عَلَى مَا يُرَامُ أَخِيرًا، لِذَلِكَ شَعَرْتُ بِالِارْتِيَاحِ.
İşler sonunda yoluna girmeye başladı, bu yüzden rahatladım.
بَدَأَتْ صِحَّتُهُ تَتَحَسَّنُ بَعْدَ أَنْ بَدَأَ العِلَاجَ.
Tedaviye başladıktan sonra sağlığı yoluna girmeye başladı.
أَصْبَحَ أَكْثَرَ سَعَادَةً عِنْدَمَا بَدَأَتْ حَيَاتُهُ تَسْتَقِيمُ.
Hayatı yoluna girmeye başlayınca daha mutlu oldu.