zembil

حَمَلْتُ الْفَاكِهَةَ الَّتِي اشْتَرَيْتُهَا مِنَ السُّوقِ فِي قُفَّةٍ.

Pazardan aldığım meyveleri zembille taşıdım.

أُمِّي تُحِبُّ الذَّهَابَ فِي نُزْهَةٍ بِسَلَّةِ خُوصٍ.

Annem, zembille pikniğe gitmeyi çok sever.

مِقْطَف — مَقَاطِف

كَانَ الْقَرَوِيُّونَ يَجْمَعُونَ الْعِنَبَ بِالْمِقْطَفِ.

Köylüler, zembillerle üzüm topluyorlardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler