zilli

جَاءَ إِلَى الْحَفْلَةِ وَهُوَ يَرْتَدِي قُبَّعَةً ذَاتَ جَلَاجِلَ.

Zilli bir şapka takarak partiye geldi.

كَانَتِ امْرَأَةٌ وَقِحَةٌ تَصْرُخُ بِصَوْتٍ عَالٍ فِي الشَّارِعِ.

Zilli bir kadın, sokakta yüksek sesle bağırıyordu.

İlişkili Kelimeler