çakım

الشَّرَارَاتُ الْمُتَطَايِرَةُ أَثْنَاءَ إِشْعَالِ النَّارِ كَانَتْ تُضِيءُ اللَّيْلَ، كَانَ مَنْظَراً جَمِيلاً لِلْغَايَةِ.

Ateş yakarken çıkan çakımlar, geceyi aydınlatıyordu, çok güzel bir görüntüydü.

كَانَ الْبَرْقُ الَّذِي ظَهَرَ فِي سَمَاءِ اللَّيْلِ يُبَشِّرُ بِالْعَاصِفَةِ، شَعَرَ الْجَمِيعُ بِالْقَلَقِ.

Gece gökyüzünde beliren çakımlar, fırtınanın habercisiydi, herkes tedirgin oldu.

İlişkili Kelimeler