قَدْ يُؤَدِّي الِاعْوِجَاجُ فِي أَسَاسِ الْمَبْنَى إِلَى مَشَاكِلَ كَبِيرَةٍ عَلَى الْمَدَى الطَّوِيلِ.
Binanın temelindeki çarpıklık, uzun vadede büyük sorunlara yol açabilir.
قَدْ يُؤَدِّي الِاعْوِجَاجُ فِي أَسَاسِ الْمَبْنَى إِلَى مَشَاكِلَ كَبِيرَةٍ عَلَى الْمَدَى الطَّوِيلِ.
Binanın temelindeki çarpıklık, uzun vadede büyük sorunlara yol açabilir.
كَانَ التَّشَوُّهُ فِي الْمِرْآةِ يُفْسِدُ وُضُوحَ الصُّورَةِ.
Aynadaki çarpıklık, görüntünün netliğini bozuyordu.
يُؤَثِّرُ الِانْحِرَافُ الْأَخْلَاقِيُّ فِي الْمُجْتَمَعِ عَلَى قِيَمِ الْعَدِيدِ مِنَ الْأَشْخَاصِ.
Toplumdaki ahlaki çarpıklık, birçok insanın değer yargılarını etkiliyor.