üst

أَعْلَى — أَعَالِي

وَضَعَتْ أُمِّي الْكَعْكَ فِي الرَّفِّ الْأَعْلَى حَتَّى لَا يَصِلَ إِلَيْهِ الْأَطْفَالُ.

Annem çocuklar ulaşmasın diye keki en üst rafa koydu.

كَانَتِ الْغُيُومُ تَمُرُّ فَوْقَ الطَّائِرَةِ، وَكَانَ الْمَنْظَرُ رَائِعًا.

Uçağın üstünden bulutlar geçiyordu, manzara harikaydı.

سَطْحُ الطَّاوِلَةِ مَخْدُوشٌ، يَجِبُ تَلْمِيعُهُ.

Masanın üst yüzeyi çizilmiş, cilalamak gerekiyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler