رَأَيْتُ فِي السُّوقِ تُفَّاحًا أَحْمَرَ جَمِيلًا، فَاشْتَرَيْتُ مِنْهُ كِيلُو لِأَطْفَالِي.
Pazarda güzel kırmızı elmalar gördüm, çocuklarım için bir kilo aldım.
رَأَيْتُ فِي السُّوقِ تُفَّاحًا أَحْمَرَ جَمِيلًا، فَاشْتَرَيْتُ مِنْهُ كِيلُو لِأَطْفَالِي.
Pazarda güzel kırmızı elmalar gördüm, çocuklarım için bir kilo aldım.
عِنْدَمَا يَغْضَبُ الشَّخْصُ، يُصْبِحُ وَجْهُهُ أَحْمَرَ.
Bir kişi öfkelendiğinde yüzü kızarır.