ابْتِسَامَتُهَا أَخَّاذَةٌ تَجْذِبُ الْأَنْظَارَ وَتَأْسِرُ الْقُلُوبَ.
Gülümsemesi o kadar çekici ki, bakışları üzerine çekiyor ve kalpleri fethediyor.
ابْتِسَامَتُهَا أَخَّاذَةٌ تَجْذِبُ الْأَنْظَارَ وَتَأْسِرُ الْقُلُوبَ.
Gülümsemesi o kadar çekici ki, bakışları üzerine çekiyor ve kalpleri fethediyor.
كَانَ الْمَنْظَرُ مِنْ قِمَّةِ الْجَبَلِ أَخَّاذاً بِحَيْثُ لَا يُمْكِنُ وَصْفُهُ بِالْكَلِمَاتِ.
Dağın zirvesinden manzara o kadar büyüleyiciydi ki kelimelerle tarif edilemez.
الْعَرْضُ الَّذِي قَدَّمُوهُ كَانَ أَخَّاذاً جِدّاً لِدَرَجَةِ أَنَّنِي لَمْ أَسْتَطِعْ رَفْضَهُ.
Sundukları teklif o kadar cazipti ki, reddedemedim.