قَضَى الْأَسِيرُ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةً فِي الْأَسْرِ قَبْلَ أَنْ يَتِمَّ إِطْلَاقُ سَرَاحِهِ.
Esir, serbest bırakılmadan önce esaret altında uzun yıllar geçirdi.
قَضَى الْأَسِيرُ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةً فِي الْأَسْرِ قَبْلَ أَنْ يَتِمَّ إِطْلَاقُ سَرَاحِهِ.
Esir, serbest bırakılmadan önce esaret altında uzun yıllar geçirdi.
يُعَانِي الْأَسْرَى مِنْ ظُرُوفٍ مَعِيشِيَّةٍ صَعْبَةٍ خِلَالَ فَتْرَةِ الْأَسْرِ.
Esirler, tutsaklık döneminde zorlu yaşam koşulları altında yaşıyor.
esir alma, esirlik
أَسَرَ جُنُودُ الْعَدُوِّ الْعَدِيدَ مِنَ الْمَدَنِيِّينَ خِلَالَ الْحَرْبِ.
Savaş sırasında düşman askerleri birçok sivili esir aldı.
büyülemek, meftun etmek