أَعِيشُ فِي شَقَّةٍ صَغِيرَةٍ فِي وَسَطِ المَدِينَةِ بِالقُرْبِ مِنْ مَحَطَّةِ المِتْرُو.
Şehir merkezinde metro istasyonuna yakın küçük bir dairede yaşıyorum.
أَعِيشُ فِي شَقَّةٍ صَغِيرَةٍ فِي وَسَطِ المَدِينَةِ بِالقُرْبِ مِنْ مَحَطَّةِ المِتْرُو.
Şehir merkezinde metro istasyonuna yakın küçük bir dairede yaşıyorum.
اشْتَرَيْتُ سَيَّارَةً صَغِيرَةً لِأَنَّهَا أَكْثَرُ عَمَلِيَّةً فِي الِازْدِحَامِ المُرُورِيِّ.
Trafik sıkışıklığında daha pratik olduğu için ufak bir araba aldım.
رَأَيْتُ فِي الْحَدِيقَةِ قِطَّةً صَغِيرَةً تَلْعَبُ بِالْكُرَةِ مَعَ الْأَطْفَالِ بَعْدَ الْمَدْرَسَةِ.
Okuldan sonra bahçede çocuklarla topla oynayan minik bir kedi gördüm.
küçük boy, bir parmak, mini, yavru, bala, minör, yumurcak, bebecik, yavrucağız, yavrucak, yavrucuk, küçümen, küçürek, sabi, tıfıl, ufarak, bızdık