يَجِبُ عَلَى الْحُكُومَةِ تَوْفِيرُ الْأَمْنِ لِلْمُوَاطِنِينَ فِي جَمِيعِ أَنْحَاءِ الْبِلَادِ.
Hükümet, ülke genelinde vatandaşların güvenliğini sağlamalıdır.
يَجِبُ عَلَى الْحُكُومَةِ تَوْفِيرُ الْأَمْنِ لِلْمُوَاطِنِينَ فِي جَمِيعِ أَنْحَاءِ الْبِلَادِ.
Hükümet, ülke genelinde vatandaşların güvenliğini sağlamalıdır.
يَشْعُرُ النَّاسُ بِالْأَمْنِ عِنْدَمَا يَعِيشُونَ فِي مُجْتَمَعٍ يَسُودُهُ الْعَدْلُ وَالسَّلَامُ.
İnsanlar, adalet ve barışın hakim olduğu bir toplumda yaşadıklarında huzur hissederler.
أَمْنُ الطُّرُقِ مُهِمٌّ جِدًّا لِسَلَامَةِ الْمُسَافِرِينَ وَتَقْلِيلِ الْحَوَادِثِ.
Yol emniyeti, yolcuların güvenliği ve kazaları azaltmak için çok önemlidir.
اتَّخَذَتِ الْحُكُومَةُ إِجْرَاءَاتٍ إِضَافِيَّةً لِتَأْمِينِ الْحُدُودِ.
Hükümet, sınırları emniyet altına almak için ek önlemler aldı.
garanti altına almak, teminat altına almak, güvencelemek
أَمِنَ النَّاسُ فِي بُيُوتِهِمْ.
İnsanlar evlerinde güvende oldu.