أَنَّبَ الْأَبُ ابْنَهُ بِسَبَبِ إِهْمَالِهِ فِي دِرَاسَتِهِ وَتَدَنِّي عَلَامَاتِهِ فِي الْمَدْرَسَةِ
Baba, derslerindeki ihmalkarlığı ve okul notlarının düşüklüğü nedeniyle oğlunu azarladı.
أَنَّبَ الْأَبُ ابْنَهُ بِسَبَبِ إِهْمَالِهِ فِي دِرَاسَتِهِ وَتَدَنِّي عَلَامَاتِهِ فِي الْمَدْرَسَةِ
Baba, derslerindeki ihmalkarlığı ve okul notlarının düşüklüğü nedeniyle oğlunu azarladı.
أَنَّبَتِ الْأُمُّ ابْنَتَهَا لِأَنَّهَا لَمْ تُسَاعِدْ فِي أَعْمَالِ الْمَنْزِلِ وَتَرَكَتْ كُلَّ شَيْءٍ عَلَيْهَا
Anne, ev işlerine yardım etmediği ve her şeyi kendisine bıraktığı için kızını payladı.
أَنَّبَ الْمُدِيرُ الْمُوَظَّفَ بِسَبَبِ تَأَخُّرِهِ الْمُتَكَرِّرِ عَنِ الْعَمَلِ وَعَدَمِ الْتِزَامِهِ بِالْمَوَاعِيدِ
Müdür, işe sık sık geç kalması ve randevulara uymaması nedeniyle çalışanı tekdir etti.
fırça çekmek, çıkışmak, terslemek, veriştirmek