ازْدَادَ عَدَدُ السُّكَّانِ فِي الْمَدِينَةِ بِشَكْلٍ مَلْحُوظٍ خِلَالَ السَّنَوَاتِ الْأَخِيرَةِ.
Son yıllarda şehirdeki nüfus önemli ölçüde arttı.
ازْدَادَ عَدَدُ السُّكَّانِ فِي الْمَدِينَةِ بِشَكْلٍ مَلْحُوظٍ خِلَالَ السَّنَوَاتِ الْأَخِيرَةِ.
Son yıllarda şehirdeki nüfus önemli ölçüde arttı.
ازْدَادَ سِعْرُ الْبَنْزِينِ بِشَكْلٍ كَبِيرٍ هَذَا الْأُسْبُوعَ.
Bu hafta benzin fiyatı önemli ölçüde yükseldi.
ازْدَادَ حُبِّي لِعَائِلَتِي مَعَ مُرُورِ كُلِّ يَوْمٍ.
Her geçen gün aileme olan sevgim çoğalıyor.
tezayüt etmek, fazlalaşmak, ziyadeleşmek