اِشْتَرَيْتُ حِذَاءً أَسْوَدَ لِلْمَدْرَسَةِ.
Okul için siyah bir ayakkabı aldım.
اِشْتَرَيْتُ حِذَاءً أَسْوَدَ لِلْمَدْرَسَةِ.
Okul için siyah bir ayakkabı aldım.
شَرِبَ أَخِي قَهْوَةً سَوْدَاءَ بِلَا سُكَّرٍ.
Kardeşim şekersiz kara kahve içti.
اِسْوَدَّ لَوْنُ السَّمَاءِ قَبْلَ الْعَاصِفَةِ.
Fırtınadan önce gökyüzünün rengi karardı.
siyahlanmak, siyahlaşmak