اغْتَمَّ كَثِيراً لِسَمَاعِ خَبَرِ الْحَادِثِ الْمُرَوِّعِ الَّذِي وَقَعَ فِي الْمَدِينَةِ.
Şehirde meydana gelen korkunç kaza haberini duyduğunda çok üzüldü.
اغْتَمَّ كَثِيراً لِسَمَاعِ خَبَرِ الْحَادِثِ الْمُرَوِّعِ الَّذِي وَقَعَ فِي الْمَدِينَةِ.
Şehirde meydana gelen korkunç kaza haberini duyduğunda çok üzüldü.
اغْتَمَّتِ الْأُمُّ لِمَرَضِ طِفْلِهَا الصَّغِيرِ وَلَمْ تَسْتَطِعِ النَّوْمَ.
Anne, küçük çocuğunun hastalığına kederlendi ve uyuyamadı.
لَا تَغْتَمَّ بِشَأْنِ الْأُمُورِ الَّتِي لَا يُمْكِنُكَ تَغْيِيرُهَا، وَرَكِّزْ عَلَى الْحُلُولِ.
Değiştiremeyeceğin şeyler için tasalanma ve çözümlere odaklan.
gam çekmek, mahzun olmak, tasa çekmek, efkâr etmek, mükedder olmak, naşad olmak, dertlenmek, mahzunlaşmak