كَانَتْ تَبْدُو بَائِسَةً بَعْدَ سَمَاعِهَا خَبَرَ وَفَاةِ جَدَّتِهَا الْعَزِيزَةِ.
Sevgili büyükannesinin ölüm haberini duyduktan sonra mutsuz görünüyordu.
كَانَتْ تَبْدُو بَائِسَةً بَعْدَ سَمَاعِهَا خَبَرَ وَفَاةِ جَدَّتِهَا الْعَزِيزَةِ.
Sevgili büyükannesinin ölüm haberini duyduktan sonra mutsuz görünüyordu.
يَبْدُو الطِّفْلُ بَائِسًا بَعْدَ أَنْ فَقَدَ لُعْبَتَهُ الْمُفَضَّلَةَ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuk parkta en sevdiği oyuncağı kaybettikten sonra perişan görünüyor.
يَعِيشُ هَذَا الرَّجُلُ الْبَائِسُ فِي كُوخٍ صَغِيرٍ عَلَى أَطْرَافِ الْمَدِينَةِ.
Bu sefil adam şehrin eteklerinde küçük bir kulübede yaşıyor.
berbat, zavallı, kan ayaklı, şanssız, gariban, biçare, bedbaht, kutsuz, kara bahtlı, garibancık, şansız