بَرَكَ الطِّفْلُ الصَّغِيرُ عَلَى الْأَرْضِ لِيَلْعَبَ بِالتُّرَابِ.
Küçük çocuk toprakla oynamak için yere çömeldi.
بَرَكَ الطِّفْلُ الصَّغِيرُ عَلَى الْأَرْضِ لِيَلْعَبَ بِالتُّرَابِ.
Küçük çocuk toprakla oynamak için yere çömeldi.
بَرَكَ الْفَارِسُ أَمَامَ الْمَلِكِ تَعْبِيرًا عَنِ احْتِرَامِهِ وَوَلَائِهِ.
Şövalye, saygı ve bağlılığını ifade etmek için kralın önünde diz çöktü.
تَسْبَحُ الْبَطَّاتُ فِي الْبِرْكَةِ.
Ördekler gölette yüzüyor.
بَرَّكَ الشَّيْخُ الْعَرُوسَيْنِ بِالدُّعَاءِ.
Şeyh dua ederek yeni evlilere bereket diledi.