طَلَبَ الْفَلَّاحُ الْبَرَكَةَ فِي مَحْصُولِهِ.

Çiftçi ürününde bereket diledi.

هُنَاكَ وَفْرَةٌ وَبَرَكَةٌ فِي هَذِهِ الْأَرَاضِي.

Bu topraklarda bolluk ve nimet var.

Eşdizimler

بِرْكَة

يُوجَدُ فِي الْحَدِيقَةِ بِرْكَةٌ صَغِيرَةٌ مَلِيئَةٌ بِالْأَسْمَاكِ الْمُلَوَّنَةِ.

Bahçede renkli balıklarla dolu küçük bir havuz var.

تَتَجَمَّعُ الطُّيُورُ الْمُهَاجِرَةُ حَوْلَ الْبِرْكَةِ فِي فَصْلِ الْخَرِيفِ.

Göçmen kuşlar, sonbaharda göletin etrafında toplanır.