يُظْهِرُ الْبَرِيقُ فِي عَيْنَيْهَا مَدَى ذَكَائِهَا وَحَيَوِيَّتِهَا.
Gözlerindeki parlaklık, onun ne kadar zeki ve canlı olduğunu gösteriyor.
يُظْهِرُ الْبَرِيقُ فِي عَيْنَيْهَا مَدَى ذَكَائِهَا وَحَيَوِيَّتِهَا.
Gözlerindeki parlaklık, onun ne kadar zeki ve canlı olduğunu gösteriyor.
أَعْجَبَنِي بَرِيقُ النُّجُومِ فِي السَّمَاءِ اللَّيْلَةَ الْمَاضِيَةَ، كَانَ الْمَنْظَرُ سَاحِرًا
Dün gece gökyüzündeki yıldızların parıltısına hayran kaldım, manzara büyüleyiciydi.
كَانَتْ عَيْنَاهَا تَلْمَعَانِ بِبَرِيقِ الْفَرَحِ عِنْدَمَا تَلَقَّتِ الْهَدِيَّةَ الَّتِي طَالَمَا تَمَنَّتْهَا
Uzun zamandır istediği hediyeyi aldığında gözleri sevinç ışıltısıyla parlıyordu.
Ayrıca: göz alıcılık
fer, balkır, ipilti, janjan, meneviş, parıldama, parıldayış, revnak, pırıldama, pırıltı, şavk, delepme, ışılak, ipildeme, pırlama, göz kamaştırıcılık