يَعْمَلُ أَبِي فِي الْمَصْنَعِ كُلَّ يَوْمٍ لِأَنَّهُ يُرِيدُ أَنْ يُرَبِّيَ أَبْنَاءَهُ تَرْبِيَةً جَيِّدَةً.
Babam evlatlarını iyi yetiştirmek istediği için her gün fabrikada çalışıyor.
يَعْمَلُ أَبِي فِي الْمَصْنَعِ كُلَّ يَوْمٍ لِأَنَّهُ يُرِيدُ أَنْ يُرَبِّيَ أَبْنَاءَهُ تَرْبِيَةً جَيِّدَةً.
Babam evlatlarını iyi yetiştirmek istediği için her gün fabrikada çalışıyor.
كَانَ الِابْنُ الْأَكْبَرُ يُسَاعِدُ وَالِدَهُ فِي إِدَارَةِ الْمَزْرَعَةِ الْكَبِيرَةِ.
En büyük oğul, babasına büyük çiftliği yönetmede yardımcı oluyordu.
سَيُنْهِي ابْنِي الْجَامِعَةَ هَذَا الْعَامَ.
Çocuğum üniversiteyi bu yıl bitirecek.
zade, mahdum