yolcu

رَاكِب — رُكَّاب

أَوْصَلَتِ الْحَافِلَةُ جَمِيعَ الرُّكَّابِ بِأَمَانٍ إِلَى وِجْهَتِهِمْ.

Otobüs, tüm yolcuları güvenli bir şekilde varış noktasına ulaştırdı.

كَانَ الْعَدِيدُ مِنَ الْمُسَافِرِينَ يَنْتَظِرُونَ رِحْلَاتِهِمْ فِي الْمَطَارِ.

Havaalanında birçok yolcu uçuşlarını bekliyordu.

مُسَافِرَة — مسافرات

كَانَتِ الْمُسَافِرَةُ تَحْمِلُ حَقَائِبَهَا الثَّقِيلَةَ وَتَتَّجِهُ نَحْوَ بَوَّابَةِ الْمُغَادَرَةِ فِي الْمَطَارِ.

Kadın yolcu ağır çantalarını taşıyordu ve havaalanında gidiş kapısına doğru ilerliyordu.

İlişkili Kelimeler