كَانَ وَجْهُهَا بَهِيًّا.
Yüzü parlak ve güzeldi.
كَانَ وَجْهُهَا بَهِيًّا.
Yüzü parlak ve güzeldi.
بَهَتَ الْمَدِينَةُ بِأَضْوَائِهَا السَّاطِعَةِ خِلَالَ الِاحْتِفَالَاتِ بِرَأْسِ السَّنَةِ.
Şehir, yılbaşı kutlamaları sırasında parlak ışıklarıyla göz kamaştırdı.
بَهِيَ وَجْهُهَا بِالفَرَحِ يَوْمَ الحَفْلَةِ.
Parti günü yüzü sevinçle parladı.
بَهَتَ الْحَدِيقَةُ بِأَزْهَارِهَا الْمُلَوَّنَةِ فِي فَصْلِ الرَّبِيعِ.
Bahçe, ilkbaharda renkli çiçekleriyle güzelleşti.