تَأَهُّل
yetkinleşme, hak kazanma
تَأَهَّلَ
يَتَأَهَّلُ، تَأَهُّلتَأَهَّلَتِ الشَّرِكَةُ لِلْحُصُولِ عَلَى الشَّهَادَةِ بَعْدَ اسْتِيفَاءِ جَمِيعِ الشُّرُوطِ.
Şirket, tüm şartları yerine getirdikten sonra sertifika almaya uygun hale geldi.
تَأَهَّلَ الْمُهَنْدِسُ لِلْعَمَلِ فِي الْمَشْرُوعِ الْجَدِيدِ بِفَضْلِ خِبْرَتِهِ الْوَاسِعَةِ.
Mühendis, geniş deneyimi sayesinde yeni projede çalışmaya yeterli oldu.
تَأَهَّلَ الْفَرِيقُ الْوَطَنِيُّ لِكُرَةِ الْقَدَمِ إِلَى نِهَائِيَّاتِ كَأْسِ الْعَالَمِ بَعْدَ فَوْزِهِ الْمُسْتَحَقِّ.
Milli futbol takımı, haklı galibiyetinden sonra Dünya Kupası finallerine katılmaya hak kazandı.

