تَابَ الشَّابُّ عَنْ فَعْلَتِهِ الشَّنِيعَةِ بَعْدَ أَنْ رَأَى آثَارَهَا الْمُدَمِّرَةَ عَلَى حَيَاةِ الْآخَرِينَ.
Genç adam, başkalarının hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerini gördükten sonra yaptığı kötü eylemden pişman oldu.
تَابَ الشَّابُّ عَنْ فَعْلَتِهِ الشَّنِيعَةِ بَعْدَ أَنْ رَأَى آثَارَهَا الْمُدَمِّرَةَ عَلَى حَيَاةِ الْآخَرِينَ.
Genç adam, başkalarının hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerini gördükten sonra yaptığı kötü eylemden pişman oldu.
تَابَ الْعَبْدُ إِلَى رَبِّهِ بَعْدَ ارْتِكَابِ الذُّنُوبِ الْكَبِيرَةِ.
Kul, büyük günahlar işledikten sonra Rabbine tövbe etti.
istiğfar etmek