اُضْطُرَّ إِلَى الِاعْتِذَارِ مِنَ الْجَمِيعِ بِسَبَبِ وَقَاحَتِهِ وَشَعَرَ بِخَجَلٍ شَدِيدٍ.
Yaptığı kabalık için herkesten af dilemek zorunda kaldı ve çok utandı.
اُضْطُرَّ إِلَى الِاعْتِذَارِ مِنَ الْجَمِيعِ بِسَبَبِ وَقَاحَتِهِ وَشَعَرَ بِخَجَلٍ شَدِيدٍ.
Yaptığı kabalık için herkesten af dilemek zorunda kaldı ve çok utandı.
عِنْدَمَا أَدْرَكَ خَطَأَهُ، ذَهَبَ إِلَيْهِ عَلَى الْفَوْرِ لِيَطْلُبَ الْمَغْفِرَةَ مِنْ رَئِيسِهِ.
Hatasının farkına varınca hemen patronundan af dilemek için yanına gitti.
إِذَا قُلْتُ شَيْئًا خَاطِئًا، أَوَدُّ أَنْ أَسْتَسْمِحَ مِنَ الْجَمِيعِ وَأَعْتَذِرَ.
Yanlış bir şey söylediysem, herkesten af dilemek isterim ve özür dilerim.
طَلَبَ السَّمَاحَ، طَلَبَ الغُفْرَان، رَجَا العَفْو، اِسْتَغْفَرَ، طَلَبَ الصَّفْحَ، قَدَّمَ اِسْتِرْحَامًا، اِسْتَرْحَمَ