أَكَلْتُ وَجْبَةَ طَعَامٍ تَامَّةً بَعْدَ يَوْمٍ طَوِيلٍ مِنَ الْعَمَلِ.
Uzun bir iş gününden sonra bütün bir öğün yemek yedim.
أَكَلْتُ وَجْبَةَ طَعَامٍ تَامَّةً بَعْدَ يَوْمٍ طَوِيلٍ مِنَ الْعَمَلِ.
Uzun bir iş gününden sonra bütün bir öğün yemek yedim.
لَقَدْ كَانَ يَوْمًا تَامًّا بِكُلِّ الْمَقَايِيسِ.
Her açıdan tam bir gündü.
أَحْتَاجُ إِلَى مَعْلُومَاتٍ تَامَّةٍ قَبْلَ اتِّخَاذِ الْقَرَارِ.
Karar vermeden önce eksiksiz bilgiye ihtiyacım var.
tamam, mutlak, komple, kâmil, pür, saltık, berkemal, noksansız