الْبَحْثُ الْعِلْمِيُّ مُهِمٌّ جِدًّا لِتَقَدُّمِ الْبَشَرِيَّةِ.
Bilimsel araştırma, insanlığın ilerlemesi için çok önemlidir.
الْبَحْثُ الْعِلْمِيُّ مُهِمٌّ جِدًّا لِتَقَدُّمِ الْبَشَرِيَّةِ.
Bilimsel araştırma, insanlığın ilerlemesi için çok önemlidir.
قَامَتِ الشُّرْطَةُ بِبَحْثٍ مُفَصَّلٍ فِي المَنْزِلِ.
Polis, evde detaylı bir arama yaptı.
çalışma, makale, müzakere, arayış, etüt, araştırı, aranma, çalışılma, mütalaa, taharri, tetebbu, aranış, tarayış, tartışılma, araştırış, bakınış, açınsama, aratış
أَخَذْتُ أَبْحَثُ عَنْ مَفَاتِيحِي فِي كُلِّ مَكَانٍ وَلَكِنْ لَمْ أَجِدْهَا.
Anahtarlarımı her yerde aramaya başladım ama bulamadım.
بَدَأَ الْبَاحِثُونَ فِي بَحْثِ أَسْبَابِ هَذِهِ الظَّاهِرَةِ الْغَرِيبَةِ فِي الْمِنْطَقَةِ.
Araştırmacılar, bölgedeki bu garip olayın nedenlerini araştırmaya başladılar.
يَجِبُ عَلَى الْمُحَقِّقِ أَنْ يَبْحَثَ الْأَدِلَّةَ بِعِنَايَةٍ لِلْعُثُورِ عَلَى الْجَانِي.
Müfettiş, faili bulmak için kanıtları dikkatlice incelemelidir.
arama yapmak, etüt etmek, taharri etmek, tetebbu etmek, istikşaf etmek, bakınmak, tartışmak, açınsamak, soruşturmak