الشُّرْطَةُ قَامَتْ بِعَمَلِيَّةِ تَرَصُّدٍ دَقِيقَةٍ لِلْمُشْتَبَهِ بِهِ قَبْلَ الْقَبْضِ عَلَيْهِ.
Polis, şüpheliyi yakalamadan önce dikkatli bir gözetleme operasyonu gerçekleştirdi.
الشُّرْطَةُ قَامَتْ بِعَمَلِيَّةِ تَرَصُّدٍ دَقِيقَةٍ لِلْمُشْتَبَهِ بِهِ قَبْلَ الْقَبْضِ عَلَيْهِ.
Polis, şüpheliyi yakalamadan önce dikkatli bir gözetleme operasyonu gerçekleştirdi.
gözetleniş, gözetlenme, gözetleyiş, sürveyans
تَرَصَّدَ الصَّيَّادُ الْفَرِيسَةَ لِسَاعَاتٍ قَبْلَ أَنْ يَتَمَكَّنَ مِنَ اصْطِيَادِهَا.
Avcı, avını yakalamadan önce saatlerce pusuya yattı.
تَتَرَصَّدُ الشُّرْطَةُ تَحَرُّكَاتِ الْمُشْتَبَهِ بِهِمْ عَنْ كَثَبٍ.
Polis, şüphelilerin hareketlerini yakından gözlemliyor.
لَا يَجُوزُ لِأَحَدٍ أَنْ يَتَرَصَّدَ الْآخَرِينَ فِي حَيَاتِهِمُ الْخَاصَّةِ.
Hiç kimse başkalarını özel hayatlarında dikizleyemez.
gözcülük etmek