التَّسَلُّطُ هُوَ وَضْعٌ سَلْبِيٌّ يُقَيِّدُ حُرِّيَّةَ النَّاسِ.
Tahakküm, insanların özgürlüğünü kısıtlayan olumsuz bir durumdur.
التَّسَلُّطُ هُوَ وَضْعٌ سَلْبِيٌّ يُقَيِّدُ حُرِّيَّةَ النَّاسِ.
Tahakküm, insanların özgürlüğünü kısıtlayan olumsuz bir durumdur.
ağalanma, baskıcılık, despotluk, müstebitlik, tagallüp, ceberutluk, buyrukçuluk, buyurganlaşma, buyurganlık
لَا يَنْبَغِي لِلْحُكُومَةِ أَنْ تَتَسَلَّطَ عَلَى الْمُوَاطِنِينَ وَتَقْمَعَ حُرِّيَّتَهُمْ.
Hükümet, vatandaşlara baskı yapmamalı ve özgürlüklerini kısıtlamamalıdır.
لَا يَجِبُ أَنْ تَتَسَلَّطَ عَلَى الْآخَرِينَ بِسَبَبِ قُوَّتِكَ أَوْ مَكَانَتِكَ.
Gücünüz veya konumunuz nedeniyle başkalarına zorbalık etmemelisiniz.
musallat olmak, tahakküm etmek, tahakküm kurmak, despotluk etmek