يَزِيدُ تَشَبُّعُ الْأَلْوَانِ مِنْ حَيَوِيَّةِ اللَّوْحَةِ.
Renklerin doygunluğu resmin canlılığını artırıyor.
يَزِيدُ تَشَبُّعُ الْأَلْوَانِ مِنْ حَيَوِيَّةِ اللَّوْحَةِ.
Renklerin doygunluğu resmin canlılığını artırıyor.
doyma, doygunlaşma
تَشَبَّعَتِ الْإِسْفَنْجَةُ بِالْمَاءِ.
Sünger suyu emdi.
تَشَبَّعَتِ الْأَرْضُ بِالْمَطَرِ بَعْدَ أَيَّامٍ مِنَ الْجَفَافِ.
Kurak geçen günlerin ardından toprak yağmurla doydu.