وَقَعَ تَصَادُمٌ مُرَوِّعٌ بَيْنَ سَيَّارَتَيْنِ عَلَى الطَّرِيقِ السَّرِيعِ بِسَبَبِ السُّرْعَةِ الزَّائِدَةِ.
Aşırı hız nedeniyle otoyolda iki araç arasında korkunç bir çarpışma meydana geldi.
وَقَعَ تَصَادُمٌ مُرَوِّعٌ بَيْنَ سَيَّارَتَيْنِ عَلَى الطَّرِيقِ السَّرِيعِ بِسَبَبِ السُّرْعَةِ الزَّائِدَةِ.
Aşırı hız nedeniyle otoyolda iki araç arasında korkunç bir çarpışma meydana geldi.
çakışma, karambol, tokuşma, toslaşma
تَصَادَمَتِ السَّيَّارَتَانِ فِي التَّقَاطُعِ بِسَبَبِ السُّرْعَةِ الزَّائِدَةِ.
Aşırı hız nedeniyle kavşakta iki araba çarpıştı.
تَصَادَمَتْ آرَاؤُهُمْ حَوْلَ الْقَضِيَّةِ الْمَطْرُوحَةِ.
Gündemdeki konu hakkında görüşleri çatıştı.
karşı karşıya gelmek, çakışmak, toslaşmak