يَجِبُ عَلَيْنَا مُكَافَحَةُ التَّلَوُّثِ بِكُلِّ الْوَسَائِلِ الْمُمْكِنَةِ لِحِمَايَةِ الْبِيئَةِ.
Çevreyi korumak için kirlilikle mümkün olan her yolla mücadele etmeliyiz.
يَجِبُ عَلَيْنَا مُكَافَحَةُ التَّلَوُّثِ بِكُلِّ الْوَسَائِلِ الْمُمْكِنَةِ لِحِمَايَةِ الْبِيئَةِ.
Çevreyi korumak için kirlilikle mümkün olan her yolla mücadele etmeliyiz.
اتَّبِعْ قَوَاعِدَ النَّظَافَةِ لِتَقْلِيلِ خَطَرِ التَّلَوُّثِ فِي الْأَطْعِمَةِ.
Gıdalarda bulaşma riskini azaltmak için hijyen kurallarına uyun.
تَلَوُّثُ الْبِيئَةِ مُشْكِلَةٌ خَطِيرَةٌ تُهَدِّدُ الْعَالَمَ بِأَسْرِهِ.
Çevre kirlenmesi, tüm dünyayı tehdit eden ciddi bir sorundur.
Ayrıca: çevre kirliliği
enfeksiyon, zehirlenme, bulanış, çirkefleşme, çepellenme, çepellilik, intan, kirleniş, pisleşme, bulaşı, kontaminasyon, bulaş
تَلَوَّثَ مَاءُ النَّهْرِ بِسَبَبِ مُخَلَّفَاتِ الْمَصَانِعِ.
Nehrin suyu fabrika atıkları yüzünden kirlendi.
تَلَوَّثَ الْجُرْحُ لِأَنَّهُ لَمْ يُنَظَّفْ جَيِّدًا.
Yara iyi temizlenmediği için ona mikrop bulaştı.
تَلَوَّثَتْ سُمْعَتُهُ بَعْدَ تِلْكَ الْفَضِيحَةِ.
O skandaldan sonra itibarı lekelendi.
halel gelmek, pisleşmek, enfekte olmak, çirkefleşmek, murdar olmak, haleldar olmak