جَاحِظ

كَانَتْ عُرُوقُهُ جَاحِظَةً فِي رَقَبَتِهِ مِنَ الْغَضَبِ.

Öfkeden boynundaki damarları belirginleşmişti.

السَّمَكَةُ الْجَاحِظَةُ تَعِيشُ فِي أَعْمَاقِ الْبِحَارِ.

Patlak gözlü balık, denizin derinliklerinde yaşar.

كَانَتْ عَيْنَاهُ جَاحِظَتَيْنِ مِنْ شِدَّةِ الْخَوْفِ.

Korkudan gözleri fırlamıştı.