جَاعِد

كَانَ شَعْرُهَا جَاعِدًا وَطَوِيلاً يَتَدَلَّى عَلَى كَتِفَيْهَا بِشَكْلٍ جَمِيلٍ.

Saçları kıvırcık ve uzundu, omuzlarına güzelce düşüyordu.

أَصْبَحَ وَجْهُهُ جَاعِدًا بِسَبَبِ تَقَدُّمِهِ فِي السِّنِّ وَالتَّعَبِ.

Yaşının ilerlemesi ve yorgunluk nedeniyle yüzü buruşuk hale geldi.