حَدَثَتِ الْفَيَضَانَاتُ بِسَبَبِ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ الَّتِي اسْتَمَرَّتْ لِأَيَّامٍ.
Seller, günlerce süren şiddetli yağmurlar nedeniyle oldu.
حَدَثَتِ الْفَيَضَانَاتُ بِسَبَبِ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ الَّتِي اسْتَمَرَّتْ لِأَيَّامٍ.
Seller, günlerce süren şiddetli yağmurlar nedeniyle oldu.
حَدَثَ خَطَأٌ فَنِّيٌّ أَثْنَاءَ الْبَثِّ الْمُبَاشِرِ.
Canlı yayın sırasında teknik bir hata meydana geldi.
حَدَثَتْ تَغْيِيرَاتٌ كَبِيرَةٌ فِي الشَّرِكَةِ بَعْدَ تَوَلِّي الْمُدِيرِ الْجَدِيدِ.
Yeni müdürün göreve gelmesinden sonra şirkette büyük değişiklikler vuku buldu.
Ayrıca: vaki olmak, gerçekleşmek
baş vermek, sahne olmak, ileri gelmek, başa gelmek, husule gelmek, yaşanmak, cereyan etmek
كَانَ الزِّلْزَالُ حَدَثًا كَبِيرًا فِي مَدِينَتِنَا وَتَكَلَّمَ عَنْهُ النَّاسُ كَثِيرًا.
Deprem şehrimizde büyük bir olaydı ve insanlar onu çok konuştu.
etkinlik, hadise, genç, delikanlı, vaki
حَدَّثَتْنِي جَدَّتِي قِصَّةً جَمِيلَةً قَبْلَ النَّوْمِ.
Büyükannem uyumadan önce bana güzel bir hikâye anlattı.
güncellemek, güncelleştirmek, asrileştirmek