كَانَتْ هُنَاكَ حُرْقَةٌ فِي قَلْبِهِ بِسَبَبِ فِرَاقِ حَبِيبَتِهِ.
Sevgilisinden ayrıldığı için kalbinde bir acı vardı.
كَانَتْ هُنَاكَ حُرْقَةٌ فِي قَلْبِهِ بِسَبَبِ فِرَاقِ حَبِيبَتِهِ.
Sevgilisinden ayrıldığı için kalbinde bir acı vardı.
أَحَسَّ بِحُرْقَةِ النَّدَمِ بَعْدَ أَنْ أَدْرَكَ خَطَأَ قَرَارِهِ.
Kararının yanlış olduğunu fark ettikten sonra pişmanlık duydu.
شَعَرْتُ بِحُرْقَةٍ فِي عَيْنِي بَعْدَ تَعَرُّضِي لِلدُّخَانِ.
Dumana maruz kaldıktan sonra gözümde bir yanma hissettim.
sızı, sızlama