فِي كُلِّ صَبَاحٍ يَخْرُجُ أَبِي مِنَ الْبَيْتِ فِي السَّاعَةِ السَّابِعَةِ وَيَذْهَبُ إِلَى عَمَلِهِ.
Babam her sabah saat yedide evden çıkar ve işine gider.
فِي كُلِّ صَبَاحٍ يَخْرُجُ أَبِي مِنَ الْبَيْتِ فِي السَّاعَةِ السَّابِعَةِ وَيَذْهَبُ إِلَى عَمَلِهِ.
Babam her sabah saat yedide evden çıkar ve işine gider.
dışarı çıkmak, meydana çıkmak
وَضَعَ الرَّجُلُ الْخُبْزَ وَالْجُبْنَ فِي الْخُرْجِ ثُمَّ رَكِبَ حِمَارَهُ وَذَهَبَ إِلَى الْحَقْلِ.
Adam ekmeği ve peyniri hurca koydu, sonra eşeğine binip tarlaya gitti.
heybe
خَرَّجَتِ الجَامِعَةُ مِئَاتِ الطُّلَّابِ.
Üniversite yüzlerce öğrenci mezun etti.