hurç

قَامَتْ وَالِدَتِي بِتَخْزِينِ الْأَلْحِفَةِ الصُّوفِيَّةِ فِي الْخُرْجِ حَتَّى لَا تُتْلِفَهَا الْعُثَّةُ.

Annem, yün yorganları hurca koyarak sakladı, böylece güveler zarar veremez.

أَسْتَخْدِمُ حَقِيبَةً كَبِيرَةً لِحَمْلِ أَغْرَاضِي أَثْنَاءَ السَّفَرِ، فَهِيَ تَتَّسِعُ لِكُلِّ شَيْءٍ.

Seyahat ederken eşyalarımı taşımak için büyük bir hurç kullanıyorum, içine her şey sığıyor.

İlişkili Kelimeler