دَفَعَ أَبِي ثَمَنَ الْخُبْزِ لِلْبَائِعِ ثُمَّ خَرَجْنَا مِنَ الْمَخْبَزِ مَعًا.
Babam ekmeğin parasını satıcıya ödedi, sonra fırından birlikte çıktık.
دَفَعَ أَبِي ثَمَنَ الْخُبْزِ لِلْبَائِعِ ثُمَّ خَرَجْنَا مِنَ الْمَخْبَزِ مَعًا.
Babam ekmeğin parasını satıcıya ödedi, sonra fırından birlikte çıktık.
دَفَعَ الرَّجُلُ الْعَرَبَةَ الثَّقِيلَةَ بِصُعُوبَةٍ بَالِغَةٍ عَبْرَ الطَّرِيقِ الْمُزْدَحِمِ.
Adam, kalabalık yolda ağır arabayı büyük bir zorlukla itti.
فِي الْحَافِلَةِ الْمُزْدَحِمَةِ دَفَعَنِي رَجُلٌ بِكَتِفِهِ مَرَّةً بَعْدَ مَرَّةٍ لِيَصِلَ إِلَى الْبَابِ.
Kalabalık otobüste bir adam kapıya ulaşmak için beni tekrar tekrar omzuyla itekledi.
Ayrıca: itelemek
para saymak, tesviye etmek, tediye etmek, kakalamak, ittirmek, savmak, tartaklamak, güdülemek, azmettirmek, savuşturmak, tardetmek, sevketmek
يَجِبُ عَلَيْكَ إِكْمَالُ دَفْعِ الْمَبْلَغِ الْمُسْتَحَقِّ قَبْلَ نِهَايَةِ الشَّهْرِ.
Ay sonundan önce ödenmesi gereken tutarı tamamlamanız gerekiyor.
يَحْتَاجُ تَحْرِيكُ هَذِهِ الْخِزَانَةِ إِلَى دَفْعٍ قَوِيٍّ.
Bu dolabı yerinden oynatmak güçlü bir itiş gerektirir.
تُوَلِّدُ مُحَرِّكَاتُ الصَّارُوخِ قُوَّةَ دَفْعٍ هَائِلَةً.
Roketin motorları muazzam bir itici güç üretir.
kakalama, ita, itekleme, iteleme, itilme, ittirme, ödeniş, ödenme, tıkma, tartaklayış, tartaklama, tediye, tardetme, güdüleme, defi, ödeyiş, savma, savuşturma, savış