سَمِعْتُ دَوِيَّ صَوْتِ الرَّعْدِ فِي الْوَادِي الْعَمِيقِ.
Derin vadide gök gürültüsünün yankısını duydum.
سَمِعْتُ دَوِيَّ صَوْتِ الرَّعْدِ فِي الْوَادِي الْعَمِيقِ.
Derin vadide gök gürültüsünün yankısını duydum.
كَانَ دَوِيُّ الرِّيَاحِ قَوِيًّا فِي اللَّيْلَةِ الْعَاصِفَةِ.
Fırtınalı gecede rüzgarın uğultusu çok güçlüydü.
dan dun, güm, çınlayış, gürüldeme, gurlama, guruldama, gurultu, gümleyiş, vınıltı, gürletme, gümbürdeme, gümbürdeyiş, gümbürtü, gümleme, uğuldama, şarıltı