ذُقْتُ الشَّوْرَبَةَ قَبْلَ أَنْ أَضَعَ المِلْحَ.
Tuz koymadan önce çorbayı tattım.
ذُقْتُ الشَّوْرَبَةَ قَبْلَ أَنْ أَضَعَ المِلْحَ.
Tuz koymadan önce çorbayı tattım.
ذَاقَ مَرَارَةَ الْفَشَلِ قَبْلَ أَنْ يُحَقِّقَ النَّجَاحَ الْكَبِيرَ فِي حَيَاتِهِ
Hayatında büyük başarı elde etmeden önce başarısızlığın acısını deneyimledi.