أُرَجِّحُ الْبَقَاءَ فِي الْمَنْزِلِ عَلَى الْخُرُوجِ فِي هَذَا الطَّقْسِ.
Bu havada dışarı çıkmak yerine evde kalmayı tercih ederim.
أُرَجِّحُ الْبَقَاءَ فِي الْمَنْزِلِ عَلَى الْخُرُوجِ فِي هَذَا الطَّقْسِ.
Bu havada dışarı çıkmak yerine evde kalmayı tercih ederim.
ihtimal vermek, olası görmek, yeğlemek
رَجَحَتْ كِفَّةُ الأَدِلَّةِ لِصَالِحِهِ.
Deliller onun lehine ağır bastı.
yeğlenmek