رَحَّبَ الطُّلَّابُ بِفِكْرَةِ الرِّحْلَةِ الْعِلْمِيَّةِ.
Öğrenciler bilimsel gezi fikrini memnuniyetle karşıladı.
رَحَّبَ الطُّلَّابُ بِفِكْرَةِ الرِّحْلَةِ الْعِلْمِيَّةِ.
Öğrenciler bilimsel gezi fikrini memnuniyetle karşıladı.
رَحَّبَ الْمُدِيرُ بِالْمُوَظَّفِينَ الْجُدُدِ فِي الشَّرِكَةِ بِحَفَاوَةٍ كَبِيرَةٍ.
Müdür, şirketteki yeni çalışanları büyük bir coşkuyla karşıladı.
memnun olmak
لَدَيْنَا فِي الْبَيْتِ صَالَةٌ رَحْبَةٌ.
Evimizde geniş bir salon var.