رَقَصَ الزَّوْجَانِ بِفَرَحٍ فِي حَفْلِ زِفَافِهِمَا أَمَامَ الْأَهْلِ وَالْأَصْدِقَاءِ.
Çift, düğünlerinde aileleri ve arkadaşları önünde neşeyle dans etti.
رَقَصَ الزَّوْجَانِ بِفَرَحٍ فِي حَفْلِ زِفَافِهِمَا أَمَامَ الْأَهْلِ وَالْأَصْدِقَاءِ.
Çift, düğünlerinde aileleri ve arkadaşları önünde neşeyle dans etti.
رَقَصَ الْمَدْعُوُّونَ فِي الْعُرْسِ عَلَى أَنْغَامِ الْمُوسِيقَى.
Davetliler düğünde müziğin ritmiyle oynadılar.
رَقَصَ الْجَمِيعُ فِي حَفْلِ الزِّفَافِ، اسْتَمْتَعْنَا كَثِيراً.
Düğünde herkes doyasıya raks etti, çok eğlendik.
اِسْتَمْتَعَ الْجَمِيعُ بِالرَّقْصِ عَلَى أَنْغَامِ الْمُوسِيقَى فِي حَفْلِ الزِّفَافِ.
Herkes düğünde müziğin ritmiyle dans etmekten keyif aldı.
فِي حَفْلِ الزِّفَافِ، قَدَّمَ الْعَرُوسُ وَالْعَرِيسُ رَقْصَةً جَمِيلَةً مَعًا.
Düğünde gelin ve damat birlikte güzel bir raks sergilediler.
كَانَ وَالِدِي يَسْتَمْتِعُ بِتَرْقِيصِي عَلَى ذِرَاعَيْهِ كَثِيرًا.
Babam beni kucağında hoplatmaktan çok hoşlanırdı.