لَعِبَ الْأَطْفَالُ بِفَرَحٍ طَوَالَ الْيَوْمِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuklar parkta bütün gün neşeyle oynadılar.
لَعِبَ الْأَطْفَالُ بِفَرَحٍ طَوَالَ الْيَوْمِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuklar parkta bütün gün neşeyle oynadılar.
مَثَّلَ الْمُمَثِّلُ الشَّهِيرُ دَوْرًا مُهِمًّا جِدًّا فِي هَذَا الْفِيلْمِ.
Ünlü oyuncu bu filmde çok önemli bir rol oynadı.
رَقَصَ الْأَطْفَالُ فَرَحًا بِنَجَاحِهِمْ فِي الِاخْتِبَارِ.
Çocuklar sınavdaki başarılarından dolayı sevinçle oynadılar.
تَلَاعَبَ، عَبِثَ، نَاسَ، نَاوَرَ، اِرْجَحَنَّ، دَعَبَ