زَادَ سِعْرُ البَنْزِينِ بِشَكْلٍ مَلْحُوظٍ هَذَا الشَّهْرَ.
Benzinin fiyatı bu ay belirgin şekilde arttı.
زَادَ سِعْرُ البَنْزِينِ بِشَكْلٍ مَلْحُوظٍ هَذَا الشَّهْرَ.
Benzinin fiyatı bu ay belirgin şekilde arttı.
زَادَ مُسْتَوَى التَّلَوُّثِ فِي النَّهْرِ بِسَبَبِ المَصَانِعِ.
Nehirdeki kirlilik seviyesi fabrikalar yüzünden yükseldi.
زَادَ عَدَدُ السُّكَّانِ فِي المَدِينَةِ بِسُرْعَةٍ كَبِيرَةٍ.
Şehirdeki nüfus çok hızlı bir şekilde çoğaldı.
üzerine koymak, üstüne koymak, ilave etmek, artırmak, tezyit etmek, fazlalaştırmak, çoklaştırmak
أَعَدُّوا الزَّادَ لِلرِّحْلَةِ.
Yolculuk için azık hazırladılar.
kumanya, nevale