كَانَتِ الزَّفَّةُ تَسِيرُ بِبُطْءٍ فِي الشَّوَارِعِ الْمُزَيَّنَةِ.
Gelin alayı, süslenmiş sokaklarda yavaşça ilerliyordu.
كَانَتِ الزَّفَّةُ تَسِيرُ بِبُطْءٍ فِي الشَّوَارِعِ الْمُزَيَّنَةِ.
Gelin alayı, süslenmiş sokaklarda yavaşça ilerliyordu.
اِنْطَلَقَتِ الزَّفَّةُ مِنْ مَنْزِلِ الْعَرُوسِ إِلَى قَاعَةِ الِاحْتِفَالِ.
Düğün alayı, gelinin evinden kutlama salonuna doğru yola çıktı.
نَظَّمَتِ الْمَدِينَةُ زَفَّةً كَبِيرَةً احْتِفَالًا بِالْعِيدِ الْوَطَنِيِّ.
Şehir, ulusal bayramı kutlamak için büyük bir kutlama alayı düzenledi.